Erkek Diliyle Şiddet Konuşuldu!

Erkek Diliyle Şiddet Konuşuldu!

Aralık 01. 2018

Mor Salkım Kadın ve Dayanışma Derneği tarafından organize edilen, DB Pozitif ve İlham Veren Konuşmalar (İVK) ve Sibel Bağcı Uzun Marka İletişimi işbirliğiyle düzenlenen  “Erkek Dili ile Şiddeti Konuşuyoruz” etkinliği Bursa’da ses getirerek farkındalık yarattı. Geçtiğimiz hafta sonu Almira Otel’de gerçekleştirilen etkinlikte toplumun her kesiminden bireysel katılımcılarla birlikte, Sivil Toplum Örgütleri, Kamu kurum/ kuruluşları ve özel sektör bir araya geldi. Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Dilek Üzümcüler,  tüm topluma kadına yönelik şiddete karşı duruş gösteren bilinçlendirici mesajların verilerek, farkındalık sağlanmasını amaçladıklarını belirtti.

 

Moderatörlüğünü Hürriyet Gazetesi Bölge Yazarı Sibel Bağcı Uzun’un üstlendiği etkinliğin “Bırak Tadımız Kaçsın!” oturumunda toplumsal cinsiyet rollerinin ve şiddetin temelinde yatan nedenler psikolojik perspektiften Psikolog Ferhat Aydın ve Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Uğur Batı tarafından tartışıldı.

 

“BIRAK TADIMIZ KAÇSIN!”

İlk oturumda, toplumsal cinsiyet rollerinin ve şiddetin temelinde yatan nedenler psikolojik perspektiften Psikolog Ferhat Aydın ve Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Uğur Batı tarafından tartışıldı.

Kadına karşı şiddetin açıkça bir terör eylemi olduğuna değinen Batı, “Kadına yönelik şiddetin pek çok türü, ataerkil kültür tarafından azdırılıp, başka anlamlarla da çeşitlendirilmeye devam etmektedir. İnsanın doğasında şiddet vardır gibi söylemlerle “şiddeti bilimsel olarak doğallaştırmamak” gerekir. Bilimin dilini, popüler kültürün dilini, haberciliğin dilini, TV içeriklerinin dilini normalleştirmeli, hatta güzelleştirmeliyiz” dedi.

Psikolog Ferhat Aydın ise,  biyolojik farklılıkların eşitliğe engel olmadığına ancak doğduktan sonra gelişim sürecinde toplumsal cinsiyet kodlamaları ile karşı karşıya kalındığına dikkat çekti. Aydın, biyo sosyo kültürel (biyopsikososyal) bir canlı olan insan için, “yedisinde neyse yetmişinde odur” algısının da  doğru olmadığının altını çizdi.

“KİŞİ KENDİNDEN BİLİR İŞİ!”

Turizmci, İş İnsanı Dr.Cem Kınay ve Girişimci, İş İnsanı Özkan İrman tarafından, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı hem sektörel hem de yaşanmışlıklar üzerinden örneklerle ele alındı.

Cem Kınay, kadın-erkek eşitliği noktasında insan faktörünü her zaman ön planda tuttuğunu anlatarak,  turizm sektöründe yönetim kadrolarında özellikle kadın çalışanlara görevler vermeyi tercih ettiğini söyledi. Kınay, dünyayı artık kadınların yönetmesi gerektiğinin altını çizdi.

Özkan İrman ise, hayatında şiddeti görmüş ve yaşamış biri olduğuna dikkat çekerken, “Ailemdeki şiddete tanıklıkla başlayan hikayem yöneticilik hayatımdaki bir çok deneyimimle devam etti. Kendi işimi kurduktan sonra yaşadığım farkındalıklarla önce kendi ruhumu da iyileştirmeye çalışırken, öte yandan kadın çalışanlarımızın ekonomik özgürlüğünü elinde tutması adına destek vererek ayrı bir çaba gösterdim. Çünkü asıl hikâye çocukluktan başlıyor. Erkeği de bir anne yetiştiriyor. Ben tüm bu sorunların sevgiyle verilen eğitimle aşılacağına inanıyorum” dedi.

 

“BİR DERDİM VAR DİNLEYİN!”

Son oturumda ise Medya, Sanat ve Şiddet İlişkisi’ni Radyocu, Seslendirme Sanatçısı Mert Ruscuklu, Besteci, Aranjör İrsel Çivit ve de Sanatçı, Akademisyen Cenk Yüksel değerlendirdi.

 

Mert Ruscuklu, değişimin gelmesini beklemek yerine değişimi tetikleyen unsurlara odaklanılması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü, “Bu unsurlar arasında geleneksel medya ve sosyal medyaya büyük görev düşüyor. Dizi, sinema, oyun, müzik, tiyatro ya da aplikasyon hiç fark etmez. Kamuya açık ulaşılabilir olan her şeyde yapımların ve yayınların insanı değersizleştiren ve şiddeti öne çıkaran yapısını tamamen ortadan kaldırmalıyız ki değişim başlasın.”

DİZİLER ŞİDDETİ MEŞRULAŞTIRIYOR

İrsel Çivit, konuşmasında, “Eski dönem filmlere baktığımızda ise başroldeki bütün erkeklerin “yalan söylüyorsun” diyerek tokat atmadığı bir sahne hatırlamayız. Yıllarca bu filmlerin hepsini alkışladık ve günümüzde dizilerle devam ediyoruz.” diyerek RTÜK’ün yayınlarda kadına şiddetle ilgili yasak koyması gerektiğini belirtti. Çivit aksi takdirde  filmlerde görülen şiddetin kanıksandığını ve yakınınki şiddete insanların kayıtsız kalmaya başladığına dikkat çekti.

 

“I MARİA” ŞİDDETE DUR PROJESİDİR

Cenk Yüksel ise, şiddet gören kadınlara ses olabilmek amacıyla hayata geçirilen müzikal bir projesi  “I Maria” hakkında bilgi vererek, “ Kontrtenor olma özelliğim bu projede, sentez olarak kullanılmakta. Hem erkek hem kadın sesiyle sololar ve düetler seslendiriyor olmam; aslında hepimizin bir olduğunu gözler önüne sermektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği demek, insanı tamamen cinsiyetsiz düşünebilmektir bence” dedi.

«